alcnpktn
Forum Üyesi
İşte Bahçeli'nin konuşmasından öne çıkan satır başları: Çok şükür, merhum Türkeş Bey'in iki emaneti, yani Milliyetçi Hareket Partisi ve Ülkü Ocakları emin ve iyi ellerdedir; kaldı ki layıkıyla temsil edilmektedir.
Dünden bugüne parlayan üç ilâhî ışığı, inançla ifade ediyorum ki, geleceğe ümit saçmakta ve milletimize güven vermektedir.
Tarih boyunca Türk milletini yaşatmak uğruna hayatlarını feda eden kahraman ecdadımızı, aziz şehitlerimizi rahmet ve şükran duygularımla yâd ediyorum. Bir ülkü etrafında toplanmak için bizlere liderlik etmiş, yol göstermiş, ömrünü Türklük ve Türkiye ülküsüne adamış Başbuğumuz Alparslan Türkeş Bey’e ve ebediyete intikal etmiş bütün dava arkadaşlarıma Cenab-ı Allah’tan rahmet diliyorum.
İlginizi Çekebilir
"TÜRKİYE TARİHİ EŞİKTE"
Muhterem arkadaşlarım. Hangi cihet ve niyetten bakarsanız bakınız, Türkiye’mizin ve aziz milletimizin tarihi bir eşikte olduğunu hemen fark etmeniz mümkündür ve müessirdir. Hayat ve hadiselerin iç yüzüne nüfuz ettiğiniz takdirde görürsünüz ki hiçbir başarı, hiçbir gelişme, hiçbir fetih veya fecir vuslatı külfetsiz ve zahmetsiz nasip olmamıştır.
İnanç ve itikad aydınlığımız, kahırdan nice lütufların doğacağını; bu kutlu doğuşla birlikte hüzünle bezenmiş güz mevsiminin, huzurla bereketlenmiş gül bahçesiyle yer değiştireceğini müjdelemektedir.
İçi akrep dolu altın kabının etrafında el ovuşturup pay kapmanın telaşına düşen; iç âlemi tanımadan dışıyla alâkadar olan; öze ve içeriğe değil de görünen ve gösterilenle ilgilenen yağmacı aymazların bu müjdeye uzak ve yabancı kalacağı çok açıktır.
Meşhur bir atasözümüzde tarif ve tazim edildiği üzere: “Yerden havaya toz kalkar; havadan yere rahmet iner. Her kap kendisinden sızar.” Aynı mana derinliğine haiz ve malik olan Hazreti Mevlâna’nın şu sözü de kulaklarımızda çınlamalıdır: “Testinin içinde ne varsa dışarıya o sızar.”
20. yüzyılın parlak düşünce insanlarından birisi aynen şöyle demiştir: “Hareket hâlindeki cehaletten daha korkunç bir şey yoktur.”
Ülkemiz bir yandan yeni yüzyıla barış, huzur ve kardeşlikle ihata etmenin haklı ve şanlı mücadelesini sürdürüyorken, diğer yandan hareket hâlindeki cehalet, dalâlet ve melânetle biteviye meşgul olmakta, daha doğrusu meşgul edilmektedir.
Bugün bunun, yürek yaralayan, iç karartan, moral ve motivasyon erozyonuna yol açan pek çok misali vardır ve bütün yönleriyle karşımızdadır. Bir kaşık suda fırtına koparan sevgisiz ve seviyesiz zihniyetlerin Türkiye’nin önünü kesme faaliyetleri dikkatle tefrik ve tefsir edildiğinde ne demek istediğim kolaylıkla anlaşılabilecektir.
Siyasi hayatları boyunca devamlı istasyon değiştirerek ne kemiksiz ne de vaat düşkünü olduklarını belgeleyenler, fitnenin silahına sarılmışlardır. Terörsüz Türkiye hedefine cephe açan düzenbaz, fitnebaz ve matrabaz siyaset cambazlarının haysiyetlerindeki zaafı, hüviyetlerindeki zayıflığı görüyor; bunların alayının beş para etmez ciğerini yakından biliyoruz.
"ÜMİDİM VE DİLEĞİM, ATANAMAYAN TEK BİR ÖĞRETMENİMİZİN DAHİ KALMAMASIDIR"
Bu kapsamdaki değerlendirmelerimi teferruatla paylaşmaya geçmeden evvel, dün kutladığımız 24 Kasım Öğretmenler Günü ile ilgili düşüncelerimi huzurlarınızda ifade etmeyi zaruri addediyorum.
Öğretmenlik, hamlığı olgunluğa ulaştıran ustalık, körpe dimağları doyuran ustalılıktır. Öğretmenlik, cevheri özenle ve özgüvenle işleyen sanatkârlık; şahsiyeti kalem, kelâm ve kitap teknesinde yoğuran âlicenaplık; geçmişi özümseyip geleceğin sahnesini kuran sancaktarlıktır.
Sözün kısası, öğretmenler medeniyet meşalemiz, aydınlık geleceğin mimarlarıdır. Eğitim ve öğretim süreci; bir iptidâ merkezi olan bu dünyada, maddenin neden olduğu metafizik, irrasyonel çukurlara düşmeden mânen, rûhen ve fikren zengin yaşamanın emin ve emniyetli yoludur.
Bir insanın aklî selîme ve kalbî selîme vasıl olması, öğretmenin müşfik ve müteferrik davranışına; sabır ve sebatla çevrilmiş bilgi, görgü ve tecrübe aktarımına bağlıdır. Her öğretmen dünyadır. Her öğretmen muhteremdir. Her öğretmen kemal ve edeple hatırlanmalı; maruz kaldığı sosyal, mesleki ve ekonomik sorunlar birer birer çözülmelidir.
Mutsuz, umutsuz ve huzursuz öğretmen; kaygılı ve aklı karışmış nesillerin maalesef hazırlayıcısı olacaktır. Yeni yüzyılda öğretmenlerimizin acil ihtiyaçlarını karşılayacak, onların yüzünü güldürecek, mağduriyet ve muhtaçlıklarını bertaraf edecek, öğrenen ile öğreten arasındaki bağı güçlendirecek kararlı adımların atılması gerekmektedir.
Ümidim ve dileğim, atanamayan tek bir öğretmenimizin dahi kalmamasıdır.
KPSS sorularına göre ilk 20 bine giren ve atanmayan, hak kazanan ama mülakatlarda elenen 1.611 öğretmen adayımızın haklarının iadesi; bu suretle ilave kontenjan tahsisinin ifası; 2024 KPSS’de yüksek başarı gösterip dereceye giren ancak kısıtlı kontenjanlar sebebiyle ataması yapılamayan öğretmen adaylarımıza ek kontenjan hakkı tanınması; 2025 Akademi Giriş Sınavı sonuçlarına göre sadece 10.000 kadro ihtiyaç edilmesinin mağduriyetlere yol açmasından mütevellit bu sayının arttırılması; ayrıca, 14 aylık akademi eğitiminin uzunluğu dikkate alındığında bu eğitim süresinin makul sınırlara çekilmesi, teklif ve temennilerimizden bir kısmıdır.
Türkiye’de okul öncesi eğitim, ilköğretim ve orta öğretim düzeyinde yaklaşık 19 milyona yakın öğrencimiz bulunmaktadır. Bunun yanı sıra, 208 yükseköğretim kurumunda 6 milyon 800 bin gencimiz öğrenim görmektedir.
Bu çarpıcı gerçekten anlaşılacağı üzere, Türkiye’nin sahip olduğu öğrenci kapasitesi pek çok ülkenin toplam nüfusundan daha fazladır. Bu, aynı zamanda doğru alanlara, doğru vasıtalarla, milli ve manevi temelde temelküz edecek, sağlam ve sağlıklı politikalarla yönlendirilmeyi bekleyen muazzam bir potansiyele işaret etmektedir.
Gördüğümüz kadarıyla, şu anda görevini başarıyla yürüten Milli Eğitim Bakanımız ve Bakanlık personeli fedakârlıklarla çalışmalarına devam etmektedir ve desteğimiz tamdır.
2024-2025 eğitim-öğretim yılında 1.034.564 öğretmenimiz görev yapmaktadır. Bu eğitim kadromuzun temel meselelerini mutabakatla ele almak, mutlaka ortadan kaldırmak hepimizin ortak sorumluluğu olmalıdır.
Öğretmen, bir kişiden karakter inşa eden erdem ve emektar numunesidir. Bizim öğretmenlerimize vefa ve gönül borcumuz vardır. Hepsine birden medyunu şükran duymamız lazımdır. Bu kutlu mesleğin mensuplarının çözemediğimiz sorunlarının, milletimizin geleceğinde ağır bir bedelinin olacağını bilmek ve öngörmek durumundayız.
Bugün hangi gerekçeyle olursa olsun onlardan esirgeyeceğimiz imkânların, yarın karşımıza çıkacak toplumsal faturası çok daha ağır olacaktır. Geleceğimiz, huzursuz öğretmen, eğitimsiz öğrenci ve bocalayan ülke döngüsünden maalesef kurtulamayacaktır.
Bu itibarla, ülkemizin önüne koyduğu hedeflere ulaşabilmesinin yolu; hızı ve kalitesi, öğretim kadrosunun niteliği ve huzuru ile doğrudan ilişkilidir. Ne kadar ileri eğitim sistemi getirdiğimizi ileri sürsek de; eğitimi ne kadar geliştirdiğimizi iddia etsek de, onu uygulayacak olan öncelikle öğretim kadrolarımızdır.
Bu görevin özellikle büyük fedakârlık gerektiren bir sanat ve şefkat yönü de vardır. Bu niteliklerin eksikliği bütün sistemi ister istemez tahrip edecektir. Geldiğimiz aşama ümit ve memnuniyet verici olsa da, daha iyisini yapmak ve daha fazlasına ulaşmak elimizdedir.
Nitekim Cumhur İttifakı bunu başarıyla muhtedirdir. Milliyetçi Hareket Partisi ve Cumhur İttifakı her zaman, her daim öğretmenlerimizin yanında olacaktır.
Ziyaretçiler için gizlenmiş link,görmek için
Giriş yap veya üye ol.