Na
Forum Üyesi
- Katılım
- 18 Eki 2022
- Mesajlar
- 12,368
- Tepkime puanı
- 0
- Puanları
- 1
2000’li yılların hemen başı, ATAUM’da ders veriyorum. (ATAUM ya da Avrupa Toplulukları Araştırma Uygulama Merkezi’nin adı nedense hiç değişmedi. Kurulduğu sırada Avrupa Toplulukları’nın (AT) maddi katkılarıyla kurulan merkez Türkiye’deki AB uzmanlarının yetişmesinde ciddi katkılar sunmuş, bu alandaki bilgilerin paylaşımına önderlik etmiştir. AT 1993’de AB’ye dönüşse de ATAUM ABAUM’a evrilmedi.)
O günün ders konusu 70’li yıllar ve Türkiye AT ilişkileri. Anlattığım kısaca Türkiye’deki devlet politikaları ile hükümet olmaya aday parti politikalarının özellikle AT konusunda örtüşmediği. Devlet 12 Eylül 1963 Ankara Anlaşması ile tam üyelik için yola çıkmış olsa da, Türkiye’yi yönetmeye aday bütün siyasi partilerin ortak paydası AT karşıtlığıydı demiştim diye hatırlıyorum. CHP’nin o dönemdeki sloganı: “onlar ortak biz Pazar!”, MHP’nin bakış açısı: “Türk’ün Türk’ten başka dostu yok!”, MSP’ye göre: “onlar Hıristiyan biz Müslüman!”
Sanki bütün bu görünümde tek AT yolunu destekleyen Demirel’in Adalet Partisi gibi gözüküyordu. Bu yanlış bakışı eleştirmek için de uzunca bir anlatım yapmıştım diye hatırlıyorum.
“1974 Kıbrıs Barış Harekatı’nın sonrasında Yunanistan’da yıkılan Albaylar Cuntası’nın yerine geçen Karamanlis hükümetinin tek hedefi AT’ye tam üye olmaktı. O sıralarda AT içinde çok kuvvetli olan Fransa’nın Cumhurbaşkanı Valery Giscard d’Estaing diğer AT ülkeleri desteklemese de bu üyeliği destekliyor, o günün AT içindeki güçler dağılımı içinde Yunanistan adım adım tam üyeliğe doğru gidiyordu.
Bu görünüm altında Türkiye’ye iki önemli adam üst düzey temaslarda bulunmak üzere geldi. Bir tanesi AT’nin başlangıç serüveninden beri şimdiki adıyla Avrupa Komisyonu’nun Genel sekreteri olan Emile Noel, ikincisi ise Belçika Başbakanı Leo Tindemans.
Noel İzmir doğumlu Levanten bir ailenin çocuğuydu ve gerçek bir Türkiye dostuydu. Tindemans ise meşhur çok vitesli Avrupa teorisinin yapıcısıydı.
Ecevit’in Başbakanlığı sırasında Ankara’ya geldiklerinde: “Yunanistan tam üyelik başvurusu yaptı, siz de başvurun” önerisinde bulunmuşlardı. Rahmetli Ecevit, biraz da “onlar ortak, biz pazar” sloganının etkisinde olsa gerek, öneriyi reddetmiş, Türkiye’nin o sıralardaki mali güçlüklerine dikkat çekerek tam üyelik yerine mali destek talebinde bulunmuştu.”
Hikayenin bu kısmı o dönemlerde çokça telaffuz edilen bölümüydü. Gelelim Demirel’in AP’sine. Kurulan Milliyetçi Cephe (MC) hükümetinin (AP+MSP+MHP) Dışişleri Bakanı Hayrettin Erkmen’di. Erkmen’de Türkiye’nin derhal tam üyelik başvurusu yapması gereğine inanıyordu. Bir gecede hakkında gensoru açıldı ve dışişleri bakanlığından düşürüldü. Diğer ifadesi ile Demirel kendi Dışişleri Bakanı’na sahip çıkamamıştı. Demirel’in AP’sini o günlerde destekleyen iş çevrelerinin özellikle gümrük birliğinden çekindikleri ve biz daha bebek sanayiiyiz, bu serüven bizi yok eder endişeleri de bir diğer gerçektir...
O günün ders konusu 70’li yıllar ve Türkiye AT ilişkileri. Anlattığım kısaca Türkiye’deki devlet politikaları ile hükümet olmaya aday parti politikalarının özellikle AT konusunda örtüşmediği. Devlet 12 Eylül 1963 Ankara Anlaşması ile tam üyelik için yola çıkmış olsa da, Türkiye’yi yönetmeye aday bütün siyasi partilerin ortak paydası AT karşıtlığıydı demiştim diye hatırlıyorum. CHP’nin o dönemdeki sloganı: “onlar ortak biz Pazar!”, MHP’nin bakış açısı: “Türk’ün Türk’ten başka dostu yok!”, MSP’ye göre: “onlar Hıristiyan biz Müslüman!”
Sanki bütün bu görünümde tek AT yolunu destekleyen Demirel’in Adalet Partisi gibi gözüküyordu. Bu yanlış bakışı eleştirmek için de uzunca bir anlatım yapmıştım diye hatırlıyorum.
“1974 Kıbrıs Barış Harekatı’nın sonrasında Yunanistan’da yıkılan Albaylar Cuntası’nın yerine geçen Karamanlis hükümetinin tek hedefi AT’ye tam üye olmaktı. O sıralarda AT içinde çok kuvvetli olan Fransa’nın Cumhurbaşkanı Valery Giscard d’Estaing diğer AT ülkeleri desteklemese de bu üyeliği destekliyor, o günün AT içindeki güçler dağılımı içinde Yunanistan adım adım tam üyeliğe doğru gidiyordu.
Bu görünüm altında Türkiye’ye iki önemli adam üst düzey temaslarda bulunmak üzere geldi. Bir tanesi AT’nin başlangıç serüveninden beri şimdiki adıyla Avrupa Komisyonu’nun Genel sekreteri olan Emile Noel, ikincisi ise Belçika Başbakanı Leo Tindemans.
Noel İzmir doğumlu Levanten bir ailenin çocuğuydu ve gerçek bir Türkiye dostuydu. Tindemans ise meşhur çok vitesli Avrupa teorisinin yapıcısıydı.
Ecevit’in Başbakanlığı sırasında Ankara’ya geldiklerinde: “Yunanistan tam üyelik başvurusu yaptı, siz de başvurun” önerisinde bulunmuşlardı. Rahmetli Ecevit, biraz da “onlar ortak, biz pazar” sloganının etkisinde olsa gerek, öneriyi reddetmiş, Türkiye’nin o sıralardaki mali güçlüklerine dikkat çekerek tam üyelik yerine mali destek talebinde bulunmuştu.”
Hikayenin bu kısmı o dönemlerde çokça telaffuz edilen bölümüydü. Gelelim Demirel’in AP’sine. Kurulan Milliyetçi Cephe (MC) hükümetinin (AP+MSP+MHP) Dışişleri Bakanı Hayrettin Erkmen’di. Erkmen’de Türkiye’nin derhal tam üyelik başvurusu yapması gereğine inanıyordu. Bir gecede hakkında gensoru açıldı ve dışişleri bakanlığından düşürüldü. Diğer ifadesi ile Demirel kendi Dışişleri Bakanı’na sahip çıkamamıştı. Demirel’in AP’sini o günlerde destekleyen iş çevrelerinin özellikle gümrük birliğinden çekindikleri ve biz daha bebek sanayiiyiz, bu serüven bizi yok eder endişeleri de bir diğer gerçektir...
Ziyaretçiler için gizlenmiş link,görmek için
Giriş yap veya üye ol.
Ziyaretçiler için gizlenmiş link,görmek için
Giriş yap veya üye ol.