• Webmaster forumu olarak, web geliştirme ve dijital pazarlama gibi konularda bilgi paylaşımı yapabileceğiniz webmaster sitesi ve freelancer forumu kategorilerimizle size en iyi deneyimi sunuyoruz! katılım ve kullanım tamamen Ücretsizdir!

DNA karakterimizi nasıl etkiliyor? Yıllar sürdü, 1 milyondan fazla kişi incelendi: 'Kişilik geni diye bir şey yok!'

Bay72

Forum Üyesi
Katılım
9 May 2024
Mesajlar
1,345
Tepkime puanı
9
Puanları
0
Yaş
34
Konum
istanbul
6a99c6c3f96370ca236b35f1.jpg

Derleyen: METİN AKTAŞOĞLU / metin.aktasoglu@milliyet.com.tr- Bir insanın karakteri doğuştan mı gelir yoksa karakter sonradan gelişen bir özellikler bütünü müdür? Kişiliğin şekillenmesinde baskın rolü “biyoloji” mi oynuyor yoksa yetiştirilme tarzı ve çevresel etkenler mi daha baskın? Yüzyıllardır bu tartışma hem bilim camiasını hem de toplumu ikiye bölüyor. Merak, hırs, vicdan gibi özelliklerin insanın ömrü boyunca şekillendiğini düşünmek doğal lakin bilim, temelde basit bir yöntem sayesinde kişiliğin genetik bir bileşen olduğunu uzun zamandır gözlemliyor; hatta “biliyor” demek dahi mümkün. Şöyle ki tek yumurta ikizleriyle çift yumurta ikizleri karşılaştırılıyor. Peki bu nasıl bir karşılaştırma? Gerçekten basit: Eğer tek yumurta ikizleri kişiliklerinde çift yumurta ikizlerinden daha çok birbirlerine benziyorsa, karakterin bir kısmı DNA'larında yatıyor olmalı.

Aslında şu zamana dek “bilinmeyen”, bu verinin DNA'nın neresinde yattığı... Uluslararası bir araştırmacı konsorsiyumu tarafından hazırlanan ve 2 Eylül'de Nature dergisinde yayınlanan geniş kapsamlı çalışma ilk kez bu soruya bir cevap getiriyor. Bilim insanları genom boyunca yayılmış 1260 farklı genetik varyant belirledi. Bunların 824'ünün daha önce kişilikle ilişkili olduğu bilinmiyordu.

Söz konusu çalışmayla, bilimsel literatürde “Büyük Beşli” olarak bilinen beş temel kişilik özelliğiyle (dışadönüklük, uyumluluk, vicdanlılık, nevrotiklik ve deneyimlere açıklık) hangi DNA varyantının ilişkili olduğunu belirlemek için 46 kohorta (kohort: belirli bir zaman diliminde ortak bir özelliği ya da ortak bir deneyimi paylaşan insan grubu. Örneğin “1989 doğumlular” ya da “bir ay boyunca ChatGPT ile diyet yapanlar” gibi...) ayrılmış 1.14 milyon kişiden elde edilen verileri analiz edildi. Bulgular, kişiliğin doğrudan kişinin DNA'sı üzerinden tahmin edilebileceğini öne sürmüyor, “belirli genetik varyantların belirli davranışları etkileyebileceğini” gösteriyor. Ayrıca, yetiştirilme tarzının ve sosyal deneyimin, kişiliğin şekillenmesinde genetikten daha büyük bir rol oynadığını da doğruluyor.

Bu çığır açan çalışmanın arkasındaki uluslararası konsorsiyum, 1260 genetik varyantın "istatistiksel olarak güçlü bir şekilde” kişilikle ilişkili olduğunu belirledi. Buna rağmen genetiğin kişiliğimiz üzerindeki etkisi, yıllardır sanılanın aksine oldukça sınırlı. İkizler üzerinde yapılan klasik araştırmalar kişiliğimizin yüzde 40 ila 60’ının genlerden geldiğini savunurken, yeni genetik çalışmalar bu oranın yalnızca yüzde 5 ile 10 arasında kaldığını gösteriyor. Bu da karakterimizin şekillenmesinde doğuştan getirdiğimiz kodlardan ziyade içinde büyüdüğümüz çevrenin, yaşadığımız deneyimlerin ve aldığımız eğitimin ağırlıklı olarak belirleyici rol oynadığını ortaya koyuyor.

Alıntı Metni

Lakin biraz da şaşırtıcı bir şekilde ailenin etkisi beklenenden daha az. Kişiliğimiz; eğitim düzeyi, gelir veya zeka gibi diğer sosyal özelliklerin aksine aile ortamından neredeyse hiç etkilenmiyor. Araştırmacılar kardeşleri birbirleriyle veya çocukları ebeveynleriyle karşılaştırdıklarında, karakterdeki genetik etkilerin genel popülasyonda gözlemlenenlerle neredeyse aynı kaldığını gördü.

Bristol Üniversitesi'nde genetik epidemiyoloji alanında çalışan, araştırmanın baş yazarlarından Dr. Michel Nivard, “Beni en çok şaşırtan şeylerden biri bu oldu. Eğitim başarısı için, eğitimi etkileyen genler ile onu destekleyen ortamlar arasında açık bir ilişki görüyoruz: Daha eğitimli ebeveynlerin çocukları belirli alelleri miras alıyor ancak aynı zamanda ebeveynlerinin daha fazla kaynağa sahip olması ve çocuklarına daha geniş imkanlarla yatırım yapması nedeniyle de daha iyi okullara gidiyorlar. Kişilik için ise bu etki neredeyse yok denecek kadar az” şeklinde konuşuyor.

'KİŞİLİK GENİ' DİYE BİR ŞEY YOK!

Çalışmanın bir diğer önemli bulgusu da “kişilik geni” diye bir şeyin olmadığı. Alzheimer gibi bazı genetik varyantların riski önemli ölçüde artırdığı hastalıkları bir kenara koymakla birlikte, burada tanımlanan 1260 varyantın her biri yalnızca mikroskobik bir etki yaratmakta. Araştırma, “Dışa dönüklükle bağlantılı en etkili varyantın ortalama etkisi, popülasyonun yüzde 50'lik diliminde olmak ile yüzde 50.35'lik diliminde olmak arasındaki farka eşdeğer” diyor ki bu da son derece küçük bir fark.

Yazarlar, “Bu varyantların yüz binlercesini bir araya getirsek bile, belirli bir bireyin kişiliğini güvenilir bir şekilde tahmin etmenin mümkün değil” vurgusunu yapıyor. Bu nedenle Dr. Nivard bir kişinin hangi kişiliğe sahip olacağını belirleyebilecek genetik bir testin asla var olamayacağına inanıyor.

'VİCDANLILIK VE SİGARA BAĞIMLILIĞI TERS ORANTILI'

Bu çalışma aynı zamanda genomun ötesine geçerek, bu genetik varyantları düzinelerce gerçek dünya davranışıyla ilişkilendirmesiyle de özel bir çalışma. Bulgulardan bazıları çok çarpıcı. Deneyime açıklıkla ilişkili daha fazla varyanta sahip kişilerin, orta yaşa geldiklerinde kozmopolit mahallelere taşınma olasılıkları daha yüksekken, vicdanlılık puanı daha yüksek olanlar varlıklı yerleşim bölgelerine yerleşme eğiliminde. Deneyime açıklık daha fazla gece aktivitesiyle ilişkilendirilirken, vicdanlılık daha fazla gündüz aktivitesiyle bağlantılı. Vicdanlılık ayrıca daha düşük sigara içme oranları ve daha düşük vücut kitle indeksi ile de ilişkili.

Beş temel kişilik özelliğinden uyumluluk, en zorlu analiz edilen özellik oldu. Araştırmacılar, ülkeler arasında daha zayıf genetik korelasyonlar ve bu özelliğin diğerlerinden daha az kalıtsal olduğuna dair kanıtlar buldu. Dr. Nivard olası bir açıklama sunarken: 'Uyumluluk' denen kavramın her yerde aynı anlama gelmeyebileceğinin altını çizdi. “Ben Hollandalıyım ve biz çok doğrudan konuşuruz. Diğer kültürlerde aynı açıklık, bir 'uyumluluk eksikliği' olarak algılanabilir” diyor. Dr. Nivard'a göre, genetiğin iki kültürün aynı kelimeyi kullandığında aynı şeyi ölçüp ölçmediğini objektif olarak değerlendirmeyi mümkün kıldığı ilk sefer bu.

Bir diğer bulgu ise geçmiş araştırmaların çoğunu sorgular nitelikte: Yeni deneyimlere açıklık ile ilişkili genetik profillerin -daha önceki klinik çalışmaların bu kadar net tespit edemediği bir şekilde- genel psikopatoloji riskinin artmasıyla bir korelasyon içinde olduğu görüldü. Dr. Nivard'ın buna ilişkin henüz kesin bir açıklaması yok. Tüm açıklığıyla “Bu büyüleyici ama henüz ne anlama geldiğini bilmiyorum” diyor. Olasılıklardan biri, yeni deneyimlere daha açık olan kişilerin, zihinsel sağlık sorunları olsa bile, bu tür çalışmalara katılma olasılıklarının daha yüksek olması ve bunun da örneklemde hafif bir yanlılığa yol açabilmesi... Ancak bunun da henüz test edilmemiş bir hipotez olduğunu vurgulamak gerek.

EN BÜYÜK KEŞİF ÇALIŞMANIN HENÜZ AÇIKLANMAYAN BÖLÜMÜNDE!

Çalışmanın en büyük keşfi ise aslında yayınlananlar değil, henüz yayınlanmamış olan her şey... Zira veri seti o kadar geniş ki –46 araştırma grubuna ayrılmış bir milyon insan demek, sayısız çapraz analiz fırsatı da demek– bulgular genetik, sosyoloji, psikoloji ve psikiyatrinin geleceğini şekillendirebilir. Ve bu sadece buzdağının görünen kısmı. İnsan genomu dört ila beş milyon genetik varyant içeriyor ve bu da daha fazla araştırmanın önünü açıyor.

Alıntı Metni

Çalışma, “insan doğası mı, yoksa yetişme şekli mi" sorusunun artık bir yaklaşım olarak anlam ifade etmediğini vurguluyor. Dr. Nivard bir benzetme sunuyor: Akciğer kanserinin genetik çalışmalarında, hastalıkla en güçlü şekilde ilişkilendirilen varyant, nikotin reseptörü geninde bulunuyor. Oysa çevresel bir faktör olan sigara içmenin kansere neden olduğu konusunda kimsenin bir itirazı yok. Bu argümanı yorumlayan Pita'ya göre, “kişilikle ilgili her şeyde her iki faktör de her zaman rol oynar; yalnızca birinden veya diğerinden bahsetmek artık geçerliliğini yitirmiş bir tartışma.” Dr. Nivard da aynı fikirde ve genetiği çevreye karşı konumlandırmaya devam etmenin “eski moda” olduğunu ancak okullarda böyle öğrenildiği için birçok insanın buna bir süre daha sarılacağını bildiğini dile getiriyor.

Kaynak: ,

 

Ahuzar

Forum Üyesi
Katılım
18 Eki 2022
Mesajlar
18,959
Tepkime puanı
0
Puanları
16
Bilgi için teşekkürler.
 

Webmaster Forumları

Webmaster forumu arayanlar için en doğru adreslerden biri olan sitemiz, geniş içerik yelpazesiyle webmaster dünyasına dair her türlü ihtiyacınıza cevap vermektedir. Xenforo destek hizmetlerimizden faydalanabilir, ücretsiz scriptler ve ücretsiz backlink olanaklarından yararlanabilirsiniz. Sitemiz ayrıca, SEO çalışmaları yapmak isteyenler için en kapsamlı SEO forumları arasında yer almaktadır.

Webmaster Forumu

Sitemizde makale satışı, link değişimi, web site tanıtımı gibi işlemleri güvenle gerçekleştirebilirsiniz. Özellikle tanıtım yazısı ile sitenizin görünürlüğünü artırabilir, geniş kitlelere ulaşabilirsiniz. Ayrıca, sosyal medya uzmanlarına yönelik özel bir sosyal medya forumu ile dijital dünyada fark yaratmak isteyen herkesin buluşma noktasıyız.

Katılım sağlamak ve bilgi paylaşımında bulunmak için türkçe webmaster forumları arasında en iyisi olan platformumuzda siz de yerinizi alın!

Üst