Webmaster Destek Forumu

Yarınların için bir şey yapmazsan, ölene dek Alarm kurmaya mahkumsun !
İletişim
  • Duyuru; Sizde hemen Üye Olup Sorunuzu Sorabilirsiniz, katılım ve kullanım tamamen Ücretsizdir!

Paralel evren

Big

Forum Üyesi
Katılım
18 Eki 2022
Mesajlar
1,702
Puanları
0
Elli beş yıl aralıksız gazetecilik yaparsanız anı dağarcığınız çok zenginleşiyor. Zaman zaman olmadık anlarda aklıma yaşadığım ya da yaşandığına tanık olduğum ilginç olaylar geliyor. Bunlardan birisini size, İngiltere’de yayımlanan bir kitabı da kaynakça göstererek anlatacağım. Buyurun.

İngiliz Independent gazetesinde bir süre önce bir haber yayımlandı. İtalyan gazeteci-yazar Marco Ferrari ilginç bir kitap yazmıştı. Kitabın adı “Antonio Salazar’ın İnanılmaz Öyküsü: İki Kere Ölen Diktatör”dü (The Incredible Story of Antonio Salazar: The Dictator Who Died Twice).

Kitapta, Portekiz’i 38 yıl boyunca demir yumrukla yöneten diktatör Antonio Salazar’ın 1968’de bunaklık ve iş göremezliği nedeniyle görevinden alınıp hastaneye kaldırıldıktan sonra yardımcılarının onu oyalamak ve hayattan kopmamasını sağlamak için bir plan geliştirdikleri anlatılıyor. Her sabah Diario do Noticias isimli gazetenin sadece eski diktatör için bastırılmış bir nüshası Salazar’a verilir, o da bunu okurmuş. Salazar’a özel gazetede diktatör hala iktidardaymış gibi haberler ve yorumlar yer almaktaymış. Anlayacağınız, bizimklerin tabiriyle dezenformasyon gazetesi.

Independent’in haberinin o bölümü şöyle:

“Diario Do Noticias’ın yazıişleri müdürü her akşam gazeteden bir nüshayı sadece Salazar için hazırlar, Salazar’ın yerine getirilen Marcelo Caetano’nun iktidara geldiğini ima edecek hiç bir haber ve yorumun yer almamasına özen gösterirdi. Gazetenin Salazar’a özel nüshasında bakanlar kurulunda düzenlenen toplantılarda Caetano’nun sert biçimde eleştirildiği haberleri yayımlanıyordu. Bu durum, 1970’te Salazar’ın ölümüne kadar devam etti.”

Portekiz’in o dönem tarihini bilmeyenler için kısa bir anlatım yapayım. Salazar’ı diktatörlüğü boyunca eleştiren Marcelo Caetano’nun kendisi de muhafazakar bir hukukçu ve siyasetçiydi. 1968’de Başbakan olduktan sonra onun hükümeti de eleştirilerin hedefinde oldu. Sonunda 1974’te Otelo Saraiva de Carvalho isimli bir yüzbaşı Portekiz’de orduyu da arkasına alarak “kırmızı karanfiller devrimi”ni yaptı. Devrime bu ismin verilmesinin nedeni, Portekiz halkının darbeci askerlerin hepsinin tüfeklerinin namlularına kırmızı karanfiller takmalarıydı. Caetano da sürgüne, Brezilya’ya gönderildi. 1980’deki ölümüne kadar Rio de Janeiro’daki Gama Filho Üniversitesi’nde Karşılaştırmalı Hukuk Enstitüsü’ne Başkanlık etti.

Bunları yazarken aklıma bizim, halktan ve gerçeklerden kopuk ihtiyar siyasi liderler geldi. Onlar sanki paralel bir evrende yaşıyorlar. Asgari ücretli ve emekli geçim sıkıntısı içinde inim inim inler, nüfusun yüzde 5’ini oluşturan hormonlu zengin bir kesim ulusal gelirin yüzde 80’ini cebe indirir, nüfusun geri kalan yüzde 95’i açlık sınırında yaşarken itibardan tasarruf etmeyenler, yüzlerce araçlık konvoylarla yurt dışı gezilerinde kent sokaklarında turlar atan siyasetçiler ülke gerçeklerinin acaba ne kadar farkında?

AKP Genel Başkanı Tayyip Erdoğan, CHP’nin normalleşme stratejisiyle ilgili olarak, “Hiç kimseyi başarı hikayemize ortak etmeyiz,” demişti. Hangi başarı hikayesi acaba? Faiz sebep enflasyon sonuç, söylemiyle ekonominin batırılması mı? Ülkenin adalet ve hukuktan tamamıyla uzaklaşarak tam anlamıyla tek adam rejimi tarafından yönetilmesi mi?Yoksa Salazar gibi, şahsım da etraflarını kuşatan bir takım aklı evvel danışmanları tarafından yalan haberlerle mi kandırılıyor? Mesela Sayın Fahrettin Altun acaba kişiye özel gazete mi çıkarıyor, ya da kişiye özel televizyon kanalı yayını mı yaptırıyor? Doğrusu çok merak ettim.

 
Üst