Bay72
Forum Üyesi
MİLLİYET.COM.TR / ÖZEL - Artık hayatımızın önemli bir parçası haline gelen yapay zeka modellerini medya dosyaları oluşturmanın yanı sıra önemli cevapları ararken de kullanıyoruz. Birçok kullanıcı arama motorları yerine artık yapay zeka modellerini tercih ediyor. Bu durum yapay zeka dillerini uzun süredir tarafsız ve evrensel bir bilgi kaynağı olarak konumlandırsa da son dönemde yapılan akademik çalışmalar ve uzman değerlendirmeleri, bu algının ciddi biçimde sorgulanmasına yol açıyor. Özellikle sosyal bilimler ve psikoloji gibi alanlarda verilen yanıtların, sanıldığı kadar “evrensel” olmadığını görebiliyoruz.
'Which Humans' başlıklı çalışma da bu tartışmayı güçlendiren önemli örneklerden biri. Araştırmaya göre günümüzün en gelişmiş büyük dil modelleri, insan davranışını yansıtırken aslında dünya nüfusunun tamamını değil, daha çok batılı, eğitimli, sanayileşmiş, zengin ve demokratik toplumların değerlerini merkeze alıyor. Bu da “insan gibi düşünen yapay zeka” iddiasının, gerçekte oldukça sınırlı bir insan profilini temsil ettiği anlamına geliyor.
GLOBAL DEĞİL, BELLİ BİR KÜLTÜRÜ ÖNE ÇIKARIYOR
Ancak meselenin en kritik noktası yalnızca veri kaynakları değil. Yapay zekanın nasıl “düşündüğünü” belirleyen süreçlerden biri olan insan geri bildirimiyle pekiştirmeli öğrenme (RLHF), bu tabloyu daha da netleştiriyor. Çünkü burada devreye giren insan değerlendiriciler, modelin hangi cevabının iyi ya da kabul edilebilir olduğuna karar veriyor.
İşte bu noktada önemli bir kırılma ortaya çıkıyor: Bu değerlendiricilerin büyük çoğunluğu belirli ülkelerde yaşayan, benzer eğitim ve kültürel geçmişe sahip kişilerden oluşuyor. Bu da pekiştirmeli öğrenme sistemini aslında global ölçekten belirli kültürel değerlere hapsetmiş oluyor. Özellikle sosyal yaşam ve kültürel açıdan verilen cevapların her bölgeye uygun olduğunu söylemek bir hayli zor. Örneğin bizim kültürümüzde gayet doğal olan bir konu, batı ya da doğu kültürlerinde çok farklı bir yanıt bulabiliyor.
Dolayısıyla yapay zekanın öğrendiği şey yalnızca bilgi değil, aynı zamanda bu dar grubun değer yargıları oluyor. Başka bir deyişle, “iyi cevap” kavramı evrensel bir standarttan ziyade belirli bir kültürel filtreden süzülerek şekilleniyor. Bu durum da farklı coğrafyalardan gelen kullanıcıların, kendi bağlamlarına tam olarak uymayan yanıtlarla karşılaşmasına neden oluyor.
Konuyla ilgili Milliyet.com.tr'ye özel olarak konuşan ve“Günümüzde yapay zekâ modellerinin verdiği cevaplar tamamen tarafsız ve evrensel bir yapıdan gelmiyor; çünkü bu sistemlerde 'iyi cevap' ve 'doğru yaklaşım' gibi tanımlar, modeli eğiten ve değerlendiren yazılımcıların oluşturduğu çerçeveler üzerinden belirleniyor” diyenMarmara Üniversitesi İletişim Fakültesi Görsel İletişim Tasarımı Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Ali Murat Kırık, sözlerine şöyle devam etti:
Alıntı Metni
Bu değerlendirici grupların benzer ülkelerden ve benzer sosyolojik yapılardan gelmesi de doğal olarak ortaya çıkan cevapların belli bir kültürel bakış açısını daha fazla yansıtmasına neden olabiliyor. Yani yapay zekâ, her ne kadar geniş veriyle çalışsa da sonuçta hangi bilginin öne çıkarılacağı ve nasıl sunulacağı insan eliyle şekilleniyor ve bu da bazı konularda tek yönlü bir perspektif oluşmasına yol açabiliyor.
Konuyla ilgili AA muhabirinin sorularını yanıtlayan SETA araştırmacısı ve Hazar Üniversitesi bünyesindeki Yükselen Teknolojiler ve Yapay Zeka Araştırma Merkezi (ETAI) Direktörü Dr. Gloria Shkurti Özdemir, yapay zekanın batılı bir perspektiften cevap vermesinin tesadüf değil, sistemin mimarisinde içkin yapısal bir sonuç olduğunu belirtiyor.
Diğer taraftan modelin beslendiği veri kaynakları da bu tabloyu pekiştiriyor diyebiliriz. The New York Times, Reuters, Reddit, Stack Overflow ve GitHub gibi platformlar geniş bir veri ağına sahip olsa da, bu verinin önemli bir kısmı yine batı merkezli içeriklerden oluşuyor. Üstelik ince ayar sürecinde şirketlerin kurumsal yaklaşımı da doğrudan yapay zeka modellerine yansıyor.
Bu şirketlerin büyük bölümü de batı merkezli. OpenAI, Google, Meta ve Anthropic gibi devler, benzer kültürel çerçeveler içinde faaliyet gösteriyor. Bu durum, yapay zekanın farklı toplumlara aynı sorular karşısında benzer ton ve çözüm önerileri sunmasına yol açıyor. Kültürel açıdan batı için doğru olan bir cevap, doğu için tamamen başka bir anlama gelebiliyor. Ya da tam tersi bir durum söz konusu olabiliyor.
TOPLUMSAL VE İDEOLOJİK DURUMLARDA DAHA BELİRGİN HALE GELİYOR
Prof. Dr. Ali Murat Kırık, bu durumun özellikle toplumsal, kültürel ve ideolojik konularda çok daha belirgin bir hale geldiğini şu sözlerle ifade ediyor:
Alıntı Metni
Öte yandan bu mesele yalnızca kültürel bir tartışma değil, aynı zamanda bir altyapı ve güç meselesi olduğunu da kabul etmemiz gerekiyor. Yapay zekanın eğitildiği veri merkezlerinden kullanılan çiplere kadar birçok kritik bileşen, yine aynı ekosistemin kontrolünde bulunuyor. Bu da hangi değerlerin “standart” kabul edildiğini belirleyen görünmez bir güç dengesi yaratıyor.
EN SOMUT YANSIMA DİLDE...
Sorunun en somut yansımalarından biri ise dil tarafında ortaya çıkıyor. Yapılan testlerde aynı sorunun İngilizce ve Türkçe sorulduğunda farklı kalitede yanıtlar üretildiği görülüyor. İngilizce sorgularda daha derinlikli ve çok katmanlı cevaplar alınırken, Türkçe sorgularda yanıtların daha yüzeysel ve sınırlı kaldığı dikkat çekiyor. Bu durum, kullanıcılar arasında önemli bir bilgi eşitsizliği de yaratıyor.
Özellikle psikolojik danışmanlık gibi kültürel bağlamın kritik olduğu alanlarda bu fark daha da belirginleşiyor. Çünkü aile, kimlik, toplumsal sorumluluk veya yas gibi kavramlar kültürden kültüre büyük farklılıklar gösterirken, yapay zeka bu çeşitliliği çoğu zaman göz ardı ederek tek tip bir yaklaşım sunuyor.
Tüm bu gelişmeler, yapay zekanın yalnızca teknik bir araç olmadığını; aynı zamanda değerler, kültür ve güç dengeleriyle şekillenen bir sistem olduğunu açıkça ortaya koyuyor. Bu nedenle birçok ülke için kendi büyük dil modellerini geliştirmek artık bir teknoloji yatırımı olmanın ötesine geçmiş durumda. Bu adım, giderek daha fazla “dijital egemenlik” meselesi olarak değerlendiriliyor.
Kısacası bugün yapay zekaya yöneltilen bir sorunun cevabı, yalnızca algoritmaların değil, o algoritmaları eğiten insanların, kurumların ve kültürel perspektiflerin bir yansıması olarak karşımıza çıkıyor. Ve bu durum özellikle niş konularda “tarafsız yapay zeka” olgusunun soru işaretleriyle beraber gelmesine sebep oluyor.
Mızrak Akıllı Dolanan Mühimmat SAHA 2026'da ilk kez vitrine çıkıyor
Ziyaretçiler için gizlenmiş link,görmek için
Giriş yap veya üye ol.